Çatak Galeri
Hava Durumu Seç
Kimler Online
- [Bot]
- [Google]
- [MSN]
- 5 guests
- 3 robots
VanÇatak.Com
| Toplam Üye | : | 91 |
| Aktif Üyeler | : | 91 |
| Son Üyemiz | : | formen |
| Son Ziyaretçi | : | Bedreddin... |
| İçerik | : | 656 |
| İçerik Okunma | : | 235006 |
| Link | : | 6 |
| Galerideki Resim | : | 67 |
| VAN İLÇELERİ |
|
|
|
| Editör tarafından yazıldı. |
| Pazartesi, 31 Ağustos 2009 06:03 |
|
Erciş
E R C İ Ş Yeşilliği, bol suyu, verimli toprakları, doğal güzelliği ve tükenmeyen bereketiyle güzel bir yurt köşesi olan Erciş, Doğu Anadolu Bölgesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Van ilinin en verimli ovası olan Erciş ovası üzerinde kurulmuştur. Doğusunda Van ilinin Muradiye, batısında Bitlis ilinin Adilcevaz ve Ağrı ilinin Patnos, kuzeyinde yine Ağrı ilinin Taşlıçay ve Diyadin ilçeleri, güneyinde ise Van Gölü bulunmaktadır.
Van ilinin kuzeyinde, gölün sahilinde bir şerit halinde uzanan ve sırtını kuzeyde yüksek dağ ve tepeler yaslamış Erciş'te, her mevsim ayrı bir güzellikte yaşanır. Gölden içerilere gidildikçe çeşitli meyveleri yetiştiren bahçeleri diz boyu yükselen ekin tarlaları ve kavak ağaçlarıyla yeşilin her tonu gözler önüne serilir. Bu yüzden Erciş adı çevrede "Yeşil Erciş" olarak söylenir. 13. Yüzyılda ünlü ticaret yolunun geçtiği Erciş'in bugün doğunun batıya açılan kapısı olması buraya ayrı bir önem kazandırmıştır. İran'dan Ortadoğu ülkelerine giden transit yol buradan geçmektedir. Erciş-Ağrı , Erciş-Bitlis ve Erciş-Van karayoluyla yurdumuzun her tarafından gidilmektedir. Yolların tümü asfalttır. Van Gölü'nden 5 kilometre içeride,25 metre yükseklikte kurulmuş olan Erciş'in yüzölçümü 2115 kilometrekare, denizden yüksekliği 1750 metre, Van'a uzaklığı ise 100 kilometredir. 2 beldesi, 13 mahallesi, 86 köyü ve 36 mezrası bulunmaktadır. 2008 Adrese dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre merkez nüfusu 77.500 ,köyleriyle birlikte toplam nüfusu ise 152 000 aşmaktadır. Bugün de çevre il ve ilçelerden yoğun şekilde göç almaktadır. Erciş Ovası, Van Gölü kıyılarının en geniş ovalarından biridir. Ova, geniş vadiler boyunca içerilere sokulmuştur. Zilan Deresi'nin geçtiği yerlere "Hatun Çukurovası" , üzerinde Erciş ilçesinin bulunduğu düzlüğe de "Suluova" adı verilmektedir.Ayrıca bol otlu ve sulu bir çok ova ve yaylası bulunmaktadır. Belli başlı akarsuları, ovayı kuzeyden güneye geçen zilan deresi, Deliçay, İrşad Çayı ve Yekmal Çayı'dır. Kuzeyinde Aladağ ve Tendürek, İlçeye yaklaştıkça Meydan Dağı, Gürgür, Baba Dağı, Zurnaki Tepe, hemen devamında Grekor ve Kızılkaya Tepeleri ilçeye hakim yükseltilerdir. Bölge karasal iklim bölgesine tabi olmasına rağmen, iklim kısmen de olsa ılımandır. Güneyde Van Gölü'nün kuzeyde ise ( esen soğuk rüzgarlara karşı ) yüksek dağ ve tepelerle korunmuş olması ve Zilan Deresi üzerinde yapılmış olan Koçköprü Barajı iklimi etkilemektedir. Özellikle son on yıldır kış mevsiminde yumuşama olduğu ve kar yağışının azaldığı gözlenmektedir. Fakat gelende ilk ve sonbahar mevsimlerinin kısa sürdüğü Erciş'te sıcak ve kurak geçen yaz, soğuk ve kar yağışlı geçen kış olmak üzere iki mevsim hüküm sürmektedir.
Erciş, tarih olarak M.Ö. 'ye uzanan bir geçmişe sahiptir. Tarih öncesi ve sonrası bir çok kavime yurt olmuştur. Bunlardan bir kısmına Bey'lik bir kısmına Sancak Merkezliği yaparken, 14. yüzyılda da Karakoyunlular'a başkentlik yapmıştır. Urartular'dan Osmanlılar'a kadar bir çok uygarlığın izlerini taşıyan Erciş, tarihte kervan yollarının kavşak noktasında bulunduğundan ünü kısa zamanda en uzak ülkelere kadar yayılmıştı. Bu yüzden eski ve orta çağlarda Van Gölü'nün tamamı ve daha sonraları kuzey doğusunda uzanan körfez için Buhayra-i Arciş (arciş gölü ) denilmekteydi. Özellikle Sökmenliler, İlhanlılar, Karakoyunlular ve Osmanlılar dönemi Erciş'in en parlak dönemleridir. İlçede Selçuklular'a ve Karakoyunlular'a ait kümbetler, mezarlıklar, koç ve koyun heykelleri önemli birer belge niteliğindedir.
1841 yılında Van Gölü sularının yükselmesi sonucu Erciş halkı, eski yerleşim yerleri olan Erciş Kalesi ve civarını terkederek Yukarı Çınarlı, Gölağzı, Kasımbağı, Alkanat ve Çelebibağı'na, idare merkezi de bugünkü erciş'in kurulduğu 15-20 hanelik bir köy olan Eganis (Akans) adı verilen yere taşınmış ve burası Erciş adını almıştır. 1910 yılında ilçe olmuş, 18 Mayıs 1915 'te Rus ve Ermeni işbirliği ile işgal edilmiş ve 1 Nisan 1918 de kurtarılmıştır.
Tarihte Arzaşkun, Arsissa, Argişti Khinili, Arciş, Eganis, Erdiş şeklinde geçen ilçenin adını, Urartu Krallarından II. Argişti veya bu topraklar üzerinde kurulduğu belirtilen Arsissa veya Arzaşkun adlı şehirlerden aldığı tahmin edilmektedir. Bugün Erciş'te birçok tarihi eserve yer bulunmaktadır. İlçenin Çelebibağı beldesinde Tunç Çağından günümüzekadar kullanılan ve üzerinde Urartular'a Selçuklular'a Osmanlılar'a, Celayirlilere ve karakoyunlular'a ait değişik örneklerin bulunduğu mezarlığı, Van Bitlis ve Ağrı yol güzergahlarında bulunan Karakoyunlular'a ait Kadem Paşa Hatun , Zortul ve Kara Yusuf Kübmetleri, Osmanlı-İran savaşlarında büyük önem kazanan ve şu anda Van gölü suları içerisinde sadece iki yıkık bedeni kalan Erciş Kalesi , ilçenin hemen kuzeyinde Urartular'dan kaldığı belirtilen Zernaki şehir kalıntısı sadece birkaçıdır. MURADİYE
Muradiye, Cumhuriyet ilanına kadar Kandahar ve Bargiri adıyla iki yerleşim birim olarak anılırken; Cumhuriyet sonrası birleşerek Muradiye adını almıştır. 1914 tarihinden bugüne kadar ilçelik vasfını devam ettirmektedir. Yüzölçümü 1087 km²'dir. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 1700 metredir. İl merkezine uzaklığı 82 km.'dir. 2 belediye, 9 mahalle, 39 köy ve 11 mezra olmak üzere 61 yerleşim birimi vardır. Hayvancılık, son dönemlerde yapılan pancar ekimi önemli yer tutar. Muradiye Bend-i Mahi şelalesi ilçenin en önemli doğal zenginliğidir. A-COĞRAFİ KONUMU :
Toplam Nüfusu 44.287, Şehir Nüfusu 12.982, Köy Nüfusu 31.305, Nüfus Yoğunluğu 26'dır. Çaldıran
Van bölgesinde ilk medeniyet izlerine M.Ö. 4000 yıllarında rastlıyoruz. Bulunan çanak, çömlek, heykel ve vazo gibi eşyalardan bu kültürün Orta Asya'dan Doğu Anadolu'ya ve oradan da güneye indiği tespit edilmiştir. Bu dönemlerde bölgemizde Orta Asyalı Hurrileri görmekteyiz. Bunların gerek defin merasimleri,gerekse dinerinin Türkçe ye benzerliği ve at terbiyesini andıran yıkıcılıkları Hitit ve Hurrilerin Türk kökenli oldukları intibasını vermektedir. Yine Van şehrini de M.Ö.1600 yıllarında Hurilerin kurduğu kabul edilmektedir.Alman filozofu E.Forrer, Hurri dilinin Türk kökenli olduğunu ortaya koymuştur. Hurriler müteakiben M.Ö.2000'li yıllarda Doğu Anadolu'nun dağlık bölgelerinde dağınık vaziyette Hurri beylikleri olarak hüküm sürmüşlerdir. M.Ö.2000 yılının sonlarına doğru Asurlular güçlenerek güneyden bu bölgeye devamlı hücum etmişlerdir. Bu hücumlar sonucu yine Asur kitabelerinin Urartu dediği dağınık halde yaşayan beylikler M.Ö.9.Y.Yılın ilk yarışma doğru birleşmeye başladılar ve böylece M.Ö.831 yılında Urartu Krallığı kuruldu. Urartuların 280 yıl kadar devam eden hakimiyetleri Med'ler tarafından ortadan kaldırıldı. Urartuların yıkılmasından sonra Van bölgesi bir daha eski ihtişamım uzun zaman bulamadı ve sık sık el değiştiren bir görünüm arz etmeye başladı. Orta Asya'dan kuzey yolu ile bölgeye gelen Kimerler bir müddet hakimiyetlerini devam ettirdilerse de Medlere mağlup olmaktan kurtulamadılar. M.Ö.680 yıllarında Van ve kuzey kısımlarında Sakalar'ı görmekteyiz. Bunların da bir kısmı Musul ve Van arasındaki dağlık bölgeye Kafkaslardan gelip yerleştiler. Van bölgesini Persler, M.Ö.550 yılında Medler'den aldılar ve M.Ö.331 yılma kadar 220 yıl hakim oldular. Persleri yenen İskender ve daha sonrada onun generallerinden Selevkius bölgeyi hakimiyeti altına almışsa da Van bölgesi yıllarca Bizans ve iran arasında el değiştirmiştir. Bu süreç zarfında Ermenilerin kendi iddialarının aksine herhangi bir ermeni devletine ait belgeye rastlanmamaktadır. M.S.2. Yüzyıla kadar, bölgeye Partlar ve Bizanslar arasında da el değiştirdi. 3. yüzyılda Ermenilerin devamlı çıkardıkları problemler yüzünde Bizans imparatoru 2. Vasil tarafından Sivas ve Kayseri' ye göçe mecbur tutulduklarım görüyoruz. Daha sonra 5. Yüzyıl Sasani, kısa bir süre Hazar Türkleri ve daha sonraları da Arap-İslam devletlerinin hakimiyetlerini görüyoruz. Bölgeye İslamiyet, 683 yılında bu İslam orduları ile gelmiştir. 969 yılında Bizanslılar bölgeyi tekrar ele geçirdi ise de, 1054 yılından itibaren Selçuklular bölgeye girmeye başlamışlar ve bütün Anadolu için bir dönüm noktası olan Malazgirt zaferini 1071 yılında Bizanslılara karşı kazanarak bölgede hakimiyetlerini kurmuşlardır. Zafere müteakip bölgeye yoğun Selçuklu Türklerinin yerleşimi olmuştur. Van bölgesi zaman içinde Harzemşahların, Karakoyunlu Türkmenlerinin, Akkoyunlu Türkmenlerinin hakimiyetini de yaşadı. 1507 yılında Safevi kuvvetleri bölgeyi istila etti. Şiilik bölgede tehlike olmaya başlayınca, Yavuz Sultan Selim 23 Ağustos 1514 yılında İlçemizin adım da aldığı Çaldıran ovasında Safevi hükümdarı Şah İsmail'i bir meydan muharebesi ile mağlup etti. Böylece Safevilerin batıya ilerleme yolları kesildiği gibi Anadolu'da da Şiilik harekenin yayılması önlenmiştir. Şahin idaresinde kaçan beylerin hepsi Osmanlı Sultanı, Yavuz Sultan Selime bağlılıklarım bildirdiler. Osmanlı usulü toprak yapısı Van'da da işletilerek 46 zeamet ve 2695 Timar meydana getirildi. Daha sonra 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın İran Seferi ve 1635' de 4. Murad'ın Revan seferi ile de Çaldıran bölgesindeki Osmanlı-Türk hakimiyeti günümüze kadar devam etti. 1639 tarihli Kasr-ı Şirin anlaşması ile de Türk-Iran sınırı kesin şeklini aldı. Bir serhat bölgesi olan Van bölgesi 19. Yüzyılın sonlarında Ermenilerin çeşitli insanlık dışı saldırılarına maruz kaldı. Çaldıran da Mayıs 1915'te Rus işgaline uğradı. Türk Ordusunun geldiği 3 Nisan 1918'e kadar yaklaşık 3 yıl devam eden bu işgal sırasında, İlçemizin bazı köylerinde öteden beri yaşayan Ermeni azınlıkça İlçemizde de pek çok cinayet ve katliamlar yapıldı. Çaldıran ovasındaki Kümbet mevkiinde de Müslüman- Türklere ait bir toplu mezar olduğu belirtilmektedir. Rusların bölgede çekilmeleri ile Ermenilerin de köylerini terk ederek göçtüğünü ve ilçemize de huzur ve barış ortamının böylece geldiğini görüyoruz. Çaldıran, Muradiye' ye bağlı bir nahiye iken 4 Eylül 1987 tarihinde TBMM'nce kabul edilen 3392 sayılı Kanunla Çaldıran İlçesi kurulmuş ve 5 Eylül 1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir. Nahiye olmasına rağmen mahalli idareler birimi olarak muhtarlık olan Çaldıran, 7 Haziran 1987 tarihinde belediyelik olmuştur. İlçemiz 24 Kasım1976 yılında büyük bir deprem felaketine uğramış ve binlerce vatandaşımız ölmüştür. Devlet yaraları kısa zamanda sararak yüzlerce ev yapmıştır. |
| Son Güncelleme: Pazartesi, 31 Ağustos 2009 06:16 |














